AKTİFFELSEFE

"İnsan eğitimli doğmaz, eğitimle yaşar"
Cervantes

KONFERANS


Sokrates, felsefe tarihinin kendinden önceki ve sonraki filozlara göre iki ana başlığa ayrıldığı bir düğüm noktası gibidir. Bilinen anlamda filozof kelimesini kullanan ilk kişi olması ve fesefenin bilgi olarak sistematik bir hale gelmesinde oynadığı rol bunun temel nedenleridir.

Tarih: 6 Mart Cumartesi, Saat: 17.00
Katılım ücretsizdir

FELSEFE SEMİNERLERİ

 Temel Felsefe Seminerleri Programı

Felsefe, hayatı ve kendimizi daha iyi tanımamızı ve daha bilinçli bireyler olmamızı sağlar. Doğu ve Batı Felsefelerine Göre İnsan nedir başlıklı seminer programımız bir çok filozofun bu konu hakkındaki düşüncelerini aktarmakatadır. Seminer programı hakkında bilgi almak için lütfen buraya tıklayınız.

Seminer Başlangıç Tarihi: 5 Mart Cuma, Saat: 19.45

FİLOZOFLAR

  PARACELSUS

"Tıbbın gerçek zemini sevgidir" 
Çağdaşlarının gözünde Paracelsus, büyücü ve hayret verici bir şifacıydı. Yaşam süresince bile mucizevi tedavilerinin uzun hikayesi Avrupa’nın sınır bölgelerine ulaştı. Ölümünden kısa bir süre sonra, aynı anda çeşitli yerlerde görüldüğü, Felsefe Taşına sahip olduğu, ölümü aştığı ve spirite dönüştüğü hikayesi dolaşmaya başladı. Yüz yıl önce bile Avusturya’da bir kolera salgını sırasında, insanlar onun özel güçlerinin hala var olduğunu sanarak iyileşme umuduyla Salzburg’daki mezarına gittiler. 
Paracelsus der ki: ’zehir her şeydedir, zehirsiz hiçbir şey yoktur. Dozajı onu bir zehir ya da bir ilaç yapar’. Onun, benzer benzere görüşü homeopatik olduğu kadar kemoterapötiktir de. 

Kitap Köşesi

 POETİKA

ARİSTOTELES

Aristo, sanat hakkındaki görüşlerini bir bütün halinde kaleme alan ilk düşünür olarak bilinir. “Poetika”, sanatı araştıran tanıdığımız ilk eserler arasındadır. Eser, günümüze parçalar halinde ulaşmıştır ve ilk durumu bilinmemektedirPoetika’da çeşitli sanat dallarını özellikleri bakımından karşılaştırmıştır ve özellikle “tragedya” üzerinde durmuştur. Antik tiyatrolarda o dönem korolar eşliğinde sahnelenen tragedyalar üzerinde geniş çaplı durmuş ve kendisinden sonra gelenler tragedya türünü çoğunlukla Poetika’dan yola çıkarak incelemişlerdir. Poetika’da az yer bulan “komedya” türü ise, Aristo’dan sonraki dönemlerde tragedya kadar işlenmemiştir.